Sizlerle harika bir ürünü tanıştırmak istiyorum. Öncelikle şunu belirtmem lazım! Silverline Ankastre Flow-in ile #tekyüzeyikiperformans sayesinde artık mutfaklarda 1 dolap daha kazanıyoruz
Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden ve tüketicilerin ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda inovatif ürünler geliştiren Silverline, ilk hibrit tasarımı Flow-in’i Soho House Pera' da gerçekleşen lansman ile Türk tüketicisiyle buluşturdu. Bizler Flow-in'e hayran kaldık.
Teknoloji insanların ihtiyaçlarını, alışkanlıklarını, yaşam stillerini hızla değiştirmeye devam ediyor. Bilgiye erişim kolaylaşıyor, hız artıyor ve fiziksel yorgunluklar azalıyor. Hayatın her alanı teknolojiden nasibini alırken mutfaklar, teknolojiyi keyif ve konforla buluşturan en özel alanlar olarak öne çıkıyor. Yemek yapmak bir keyif, estetik unsurlarla donatılmış mutfaklar ise yaşam alanlarında yaratılan ayrıcalık duygusunun simgesi oluyor. Bu ayrıcalıklı dünya, yeni nesil yaşamın en önemli parçası olarak geleceğe göz kırpan teknolojileri hayatımıza sokuyor.
Tüketici aynı anda birkaç ürünü kullanmak, hızlı olmak istiyor. Yemek pişirirken koku mutfağa yayılmadan yok edilsin istiyor. Dar alanda şık bir tasarım görmek istiyor.Ve en önemlisi bilinçli tüketici artık çevreye duyarlı ve enerji tasarruflu ürün kullanmak istiyor. Teknolojiyi yakından takip eden ve tüm bu beklentileri dikkate alan Silverline, uzun AR-GE çalışmalarından sonra Flow-in’i geliştirdi. Önce Avrupa’da satışa sunulan, tasarım ve teknolojisi ile tüketicilerden tam not alan Flow-in artık Türkiye genelindeki mağazalarda tüketiciyle buluşuyor. Silverline Ankastre’nin mutfaklar için ürettiği ilk hibrit ürün özelliğini taşıyan Flow-in, tek gövdede 2 fonksiyonu birleştiriyor. Ocak ve davlumbazın mükemmel bir entegrasyonu olan ürün, formlandırılmış üst paneli ile ocağa ve mobilyaya bütünsel bir uyum sağlıyor.
Markaların başarıları artık “yeni ürün veya iyi kampanya” ile değil yarattıkları inovasyon, teknoloji, tasarım ile ölçülüyor diyen Silverline Ankastre Marka Direktörü Dilek Kosova sözlerini “artık tüketici sadece ihtiyacının karşılamasını değil daha fazlasını bekliyor. Bugün her üründe tasarımın satın alma kararında büyük etkisi var. İyi bir tasarım pek çok faydayı da beraberinde getiriyor; konfor, kullanım kolaylığı, keyif, şıklık… Silverline olarak bizler de trendleri, tüketici alışkanlıklarını yakından takip ediyoruz. Pazar ihtiyaçlarına yaratıcı çözümler, yenilikçi ürünler sunmak için çalışıyoruz. Bugün tüketiciyle buluşturduğumuz Flow-in’de bu çalışmaların meyvesi… Detaylı pazar analizleri ve uzun AR-GE sürecinden sonra ortaya çıkardığımız Flow-in Avrupa’da yoğun ilgi gördü. Türk tüketicilerden de olumlu tepkiler alacağımızdan eminiz. Ankastre teknolojisindeki geleceği bugünden yazıyoruz. Türkiye’de ve dünyada teknoloji, tasarım ve fonksiyona yönelik yeniliklerde öncü olmaya devam edeceğiz”şeklinde tamamladı.
Pişirme sırasında kokusuz, mükemmel ortamlar…
Tek bir yüzey üzerinde birleşen ocak ve davlumbaz; pişirme alanına fonksiyonel bir güç sağlarken, aynı zamanda mutfaklara estetik bir değer kazandırıyor. Flow –in, pişirme sırasında buharın doğrudan tahliye edilmesini sağlayarak, pişirme alanında mükemmel bir ortam oluşturuyor. A enerji sınıfında olan çevre dostu bu ürünün açılı panelleri her iki göz için de çekiş performansını en üst seviyeye çıkarıyor.
Mutfağımda değişik yapacağım bu günlerde Flow-in ile tanışmaktan son derece mutlu oldum. Teşekkürler SİLVERLİNE SELMA MOLLAOĞLU
BÜYÜKŞEHİRLERİN KESİŞME NOKTASINDA DOĞA VE SAĞLIK TURİZMİ İÇİN "İNEGÖL"!
İnegöl Turizm A.Ş koordinasyonunda oluşturulan İnegöl Turizm Tanıtım Platformu, üyesi olduğum Turizm Yazarlarını (TUYED) ilçeye davet ederek sahip oldukları zenginlikleri tanıttı. İnegöl'de oluşturulan Doğa Sporları ve Turizm Merkezi (DOSTUM) bölgeyi Türkiye ve dünyada vitrine çıkaracak.
Bursa’nın İnegöl ilçesi şimdiye kadar mobilyası, köftesi ve kaplıcasıyla tanınıyordu. İnegöl’ün özellikle doğa turizmindesahip olduğu saklı kalmış değerler bundan sonra çok konuşulacak. Bu değerleri belediye bünyesinde kurulan İNTURAŞ (İnegöl Turizm A.Ş) koordinasyonunda oluşturulan İnegöl Turizm Tanıtım Platformunun gayretli çalışmaları İnegöl' ün turizm konusunda Türkiye ve dünyada yol alacağının sinyallerini veriyor
İlk durağımız meşhur İnegöl Köftesi' ni tatmak için Orhan Köfte oldu. Sayın Orhan Çelik' e konukseverliği için çok teşekkür ederiz...
Oylat AŞ Pazarlama Müdürü Özgür Yıldız bölgedeki otel ve termal suları hakkında bizleri bilgilendirdi. Suyunu içip havasını ciğerlerinize çektiğiniz zaman vazgeçemeyeceğiniz yerlerden biri OYLAT' ta olmaktan son derece mutlu olduk...
OYLAT KAPLICALARI' N DA TEDAVİ EDİLEBİLEN HASTALIKLAR VE RAHATSIZLIKLAR
Kireçlenme, romatizmal ağrılar, böbrek rahatsızlıkları, kadın hastalıkları, cilt, deri altındaki bağ dokusunun yaygın iltihabı, kadın hastalıkları, beyin yorgunluğu, belden aşağı iki bacağın felç durumu, kırık yerlerin katılaşarak deforme olduğu rahatsızlıklar, katılaşmış ve spastizite kazanmış felç durumları, çocuk felci, sinir uyuşukluğu ve sinir ağrıları, muhtelif nevralji (sinir ağrıları), nevritler (sinir ağrıları) sinir uyuşukluğu, siyatik (bacak ana sinir iltihabı), nevralji ( Karıncalanmadan oluşan sinir iltihabı), çocuk felci, katılaşmış ve spastizite kazanmış felç durumu, kırık yerlerin katılaşarak deforme olduğu hastalıklar, belden aşağı iki bacağın felç durumu, sinir sisteminin vücut dengesini ve çalışmasını bozması durumunda iç salgıların kontrolü, beyin yorgunluğu, kadın hastalıkları, kireçlenme ve romatizmal ağrılar, eklem ve civar iltihaplanmaları, deri altındaki bağ dokusunun yaygın iltihapları, böbrek rahatsızlıkları, cilt hastalıkları, reflü, düşük ve yüksek tansiyon hastalıklarında tansiyonu dengeler, sedef hastalığı
Oylat Kaplıcaları' n da konakladığımız Çağlayan Otel' de büyüleyici manzaraya karşı kahve keyfi...
Oylat Kaplıcaları' nın hemen orada hergün sabahın erken saatlerinde kurulan Doğal Köylü Pazarı. Köyün kadınları yaptıkları el ve ev işi ürünleri burada satıp aile bütçelerine katkıda bulunuyorlar...Tarhana, salça, reçel, erişte, pekmez, bahçelerinden topladıkları meyve ve sebzeler vs.
ATV ile Kanyon' a çıktık..Harika bir deneyimdi...
OYLAT MAĞARALARI
Bursa'nın İnegöl ilçesine 17 Km. mesafede yer alan Hilmiye köyündeki Oylat Mağarası, ülkemizin üçüncü büyük mağarası olması ile önemlidir.
Toplam 665 mt. uzunluğundaki mağara günümüzde ziyarete açıktır. Oylat Kanyonu'nun bitiş noktasında, şifalı suları ile popüler Oylat Kaplıcaları yolu üzerinde yer alması nedeniyle, kaplıca ziyaretinde bulunanlar tarafından yoğun ilgi görmektedir.
ZAMAN ALABALIK...Güveçte alabalık ve sütlaç muhteşem...
Baldan Dondurma’nın sahibi Ercan Yıldız’a çok teşekkür ederiz. Sıcak yaz gününde dondurma bizi mutlu etti.
İNEGÖL KENT MÜZESİ Yolunuz düşerse gezmeden dönmeyin derim.
2009 tarihinde ziyaret açılan İnegöl Kent Müzesinde, İnegöl’ün tarihi sosyal hayatı ve kültürü aktarılmaktadır. Müzenin 1. ve 2. katında İnegöl civarında şimdiye kadar tespit edişmiş ilk yerleşim alanı olan Cumatepe Höyüğü’nden M.Ö. 3000’den günümüze kadar İnegöl’ün 5000 yıllık tarihi anlatılmaktadır. Müzenin üçüncü katında ise, sağlık, turizm, spor, ipekböcekçiliği, tütüncülük, mutfak kültürü, köy odası, çeyiz odası ve berber bölümleri gibi sosyal yaşam tarihi bulunmaktadır. Müzenin ön binasındaki üçüncü katında ise, İnegöl’ün sosyal, siyasal ve ekonomik tarihinden arşivlenerek araştırmacıların hizmetine sunulduğu kent belleği ile idare bölüm hizmet vermektedir. Ayrıca müzede kişisel sergiler için sergi salonu ve 100 kişi kapasiteli çok amaçlı salon bulunmaktadır.
İSHAK PAŞA TÜRBESİ
İshak Paşa Türbesi, İnegöl’ün yetiştirmiş olduğu en büyük devlet adamlarından birisi olan İshak Paşa’ya aittir.İshak Paşa’yı kısaca anlatmak gerekirse, İshak Paşa, İnegöllü İbrahim Ağa’nın oğludur ve Tac’ün Nisa Sultan Hatun ile evlenerek II. Murad ile bacanak olmuştur, İshak Paşa , II. Murad ve Fatih Sultan Mehmet Han devirlerinin seçkin devlet adamıdır ve beş oğlu iki kızı bulunmaktadır.
KASIM EFENDİ KONAĞI' n da yöresel yemeklerden oluşan akşam yemeği
İnegöl gezimizin 2. günün sabahı kahvaltımızı İNTURAŞ bünyesinde faaliyet gösteren, kadın emeğini değerlendiren Hilmiye Köyü Oylat Çiftliğinde yaptık.
Çiftlikte İnegöl’e gelen doğaseverler yöresel kahvaltı yapma imkanı bulabilirler. Bakraçta yoğurdu eskiden yapıldığı gibi, gerçek ev mayasıyla hazırlayıp misafirlere ikram ediyorlar.. Kimyon ile kekik arası bir tadı olan yöreye özgü Çıbrıka baharatını da tadabilirsiniz.
Dalından meyve toplamak...Çocukluğumuza döndük...Mutluluk bu değil de nedir?
Hamamlı Köyü Muhtarı Recep Ötünmek’in davetlisi olarak Sabahattin Oruç’un nektarı bahçesinde dalından meyve topladık..
Doğaya saygı DOSTUM!
Tanıtım gezisi boyunca TUYED heyetiyle birlikte olan İNTURAŞ Koordinatörü Nezir Kuyumcu, doğaseverlere hizmet vermek üzere Doğa Sporları ve Turizm Merkezi (DOSTUM) oluşturdukları belirterek faaliyetler hakkında şu bilgileri verdi: DOSTUM 80 bin metrekarelik bir alana sahip. Burada, atv, motocross sahası, bisiklet parkuru, uçuş pisti, okçuluk eğitim sahası, deniz bisikleti, kampçılık, balıkçılık alanı, yamaç paraşütü hangar ve kafeteryamızla hizmet veriyoruz. Hem doğaseverler hem de çocuklar burada keyifle zaman geçirebiliyor.”
Eşimle keyifli bir ATV turu...
Oylat ATV’nin sahibi Agah Oktay Özcan da doğanın içinde düzenlenen parkurlar hakkında bilgiler verdi.
İnegöl' ün muhteşem doğasında mutluyuz hem de çokkkk
İnegöl’ün saklı kalmış güzelliklerinin artık açığa çıkma zamanın geldiğine inanan İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş, bu güzellikleri Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği’nden (TUYED) bir heyete tanıttı. İnegöl’ün mobilya, kaplıca, köfte ve ayçekirdeğinde markalara sahip olduğunu belirten Aktaş, “Doğa turizminde de ciddi artılarımız var. Bunları Türkiye ve dünyaya daha iyi tanıtmak adına İnegöl Turizm Tanıtım Platformunu kurduk” dedi.
TUYED üyelerinin turizmde bir hedefiniz var mı sorusunu yanıtlayan Aktaş şunları söyledi: “Turizme biraz geç girdik bu yüzden şimdilik rakamsal bir hedef belirlemedik. Belediye olarak özel sektör mantığıyla iş yapıyoruz. İnegöl’de üniversite açarak gençleri de bölgemize çekeceğiz. Kurşunlu’da bir eko turizm alanı oluşturacağız. İlçemizde artık birileri turizme kafa yoruyor. Kent Müzesi, Mobilya Ağaç Sanayi Müzesi, Ortaköy Kervansarayı, İshakpaşa Külliyesi, Cuma Camii, Tarihi Kapalı Çarşı ve termal merkezimiz Oylat ile Oylat Mağarasını öne çıkaracağız. Doğa turizminde saklı güzelliklerimizi de tanıtıp, yakın olduğumuz Ankara ve İstanbul’daki doğaseverleri ilçemize çekeceğiz.”
İnegöl KaymakamAli Akça, Belediye Başkanı Ali Nur Aktaş, İNTURAŞ Koordinatörü Nezir Kuyumcu ve Oylat AŞ Pazarlama MüdürüÖzgür Yıldız ' a davetleri ve konukseverlikleri için çok teşekkür ederiz.
Üstten kapaklı derin dondurucuları kullanmanın çok pratik olduğunu biliyor muydunuz? Kendim de denedikten sonra, bunun doğru olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Derin dondurucu satın almadan önce, hangi marka olacağına çoktan karar vermiştim: Uğur Soğutma. Türkiye’nin ilk derin dondurucusunu üreten firmadan başka bir tercih zaten yapamazdım. Ancak model konusunda kararsızdım. UED 210 A++ isimli yeni modeli görünce, denemeye karar verdim. Rahatlıkla söyleyebilirim ki hiç pişman olmadım ve bir derin dondurucuda aradığım her şeyi bulabildim. UED 210 A++ üstten kapaklı, yani yatay bir derin dondurucu. Kapağın üstte yer alması, müthiş bir kullanım kolaylığı sunuyor. Besinleri üst üste istifleyerek hem yerden kazanıyor, hem de depolama alanını maksimum verimlilikle kullanabiliyorsunuz. Sade, dayanıklı ve ergonomik bir tasarımı var. Hani “nesiller boyu kullanabilirsiniz” derler ya, derin dondurucuya bakar bakmaz aklınıza bu geliyor. Kapakta yer alan aydınlatma sayesinde, içini rahatlıkla görebiliyorsunuz. İçi demişken, tel sepet kullanarak daha düzgün bir şekilde istifleme yapmanız da mümkün oluyor. Ancak UED 210 A++ modelinin asıl ilgi çekici yanları, iç hacmi ve yalıtım üstünlüğü. Derin dondurucunun iç hacmi tam 190 litre. Ne kadar kalabalık bir aile olursanız olun yeterli gelecek bir büyüklük bu. Birden fazla aileye rahatça yetecek miktarda besin ve gıdayı, -25 derecede mevsimler boyu saklayabiliyorsunuz. Yalıtımı ise kelimenin tam anlamıyla mükemmel, hatta o kadar iyi ki, elektrik kesilse bile içindeki gıdaları tam 48 saat boyunca koruyabiliyor. Ses seviyesi ise son derece düşük, sadece 38 dB. Bir fikriniz olması için söyleyeyim, buzdolaplarının ses seviyeleri 40 db’den başlıyor. Yani çalışırken hemen hemen hiç ses çıkartmıyor. A++ enerji sınıfına ait olması da, bir başka avantajı. Hiç kapatmadan kullansanız dahi, elektrik faturanız gereksiz yere kabarmıyor. UED 210 A++ yatay derin dondurucu modelini satın almak için evinizden çıkmanıza bile gerek yok; https://satis.ugur.com.tr/item/ued-210-a/100005 adresinden 12 taksitle sipariş verebiliyorsunuz.
Neden Çocuk Devam Sütü? Çocuklar, büyüme ve gelişimlerinin büyük bölümünü 1-4 yaşları arasında tamamlarlar. Yiyeceği yemekler konusunda çok seçici olabileceği bu yaşlarda çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel gelişimi için zengin ve doğal içerikli gıdalarla beslenmesi gerekir. Güçlü bir bağışıklık sistemide bu fiziksel ve zihinsel gelişimi taşıyan vücudu mikroplara karşı koruyarak, büyümede çok önemli bir görev üstlenmektedir. Neden Pınar Çocuk Devam Sütü? Çocuklar, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra bağışıklık sistemlerini güçlendirecek besin ihtiyaçlarının önemli bir kısmını sütten alabilir. Çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişiminin ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ona süt içirebilirsiniz. 1 yaşından büyük çocuklarınızın fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişimini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini desteklemek için, saf süte prebiyotik lifler, vitamin ve mineraller ilave edilerek geliştirilen Pınar Çocuk Devam Sütü’nü güvenle içirebilirsiniz. Pınar Çocuk Devam Sütleri B12, Çinko ve Kalsiyum kaynağıdır. Altı aydan büyük bebeklerinize ise onların 6-12 aylık dönemlerinde ihtiyaçları olan vitaminlerive mineralleri karşılayacak şekilde geliştirilmiş Pınar İlk Adım Devam Sütü’nü verebilirsiniz.
Nermin Hanım Zeytinliği - OVİLO Zeytinyağları İLE KEYİFLİ BİR KAHVALTI
Sevgili NERMİN GELBAL GÖKDUMAN' ın davetiyle blogger arkadaşlarımla birlikte Bağdat Caddesi Nelipide' de keyifli sohbet eşliğinde nefis bir kahvaltıdaydık... Türk kahvatılarının olmazsa olmazı zeytin ve üzerine gezdirilen zeytinyağıdır... Ben uzun zamandır sofralarımda Nermin Hanım Zeytinligi - Ovilo marka zeytinyağı ve zeytinini kullanıyorum... Nermin Hanım Zeytinliği' n de ayrıca zeytinyağlı sabun çeşitleri ve zeytin ağacından objeler bulunuyor...Bu objeler zeytin ağacının budandığı dallardan... Yani her şey değerlendiriliyor...Bu benim çok hoşuma gitti...Siteyi gezdiğinizde eminim sizlerde benim gibi Nermin hanımın başarısını alkışlayacaksınız...
Neden mi Nermin Hanım Zeytinliği? Çünkü; zeytinyağı tadım uzmanı Serdar Öçten Ünsal' ın Duıyusal Tadım Eğitimi Sertifika Programına katıldım..Edindiğim bilgiler ışığında gördüm ki Nermin Hanım Zeytinliği- Ovilo olması gereken tüm kriterlere sahip...
Kaz Daglari' nın eteklerinden henüz olgunlaşmamış zeytinlerin Ekim ayında yere değmeden toplanıp aynı gün içinde +27 derecenin altında hijyenik koşullarda soğuk sıkım( cold press) yöntemiyle sıkılarak ve bir zeytinyağında olması gereken yoğun yeşil, meyvemsi tat ve kokuya sahip Erken Hasat ve Soğuk Sıkım " OVILO" marka Nerminhanimzeytinligi... Hani kahvaltılarda içine pul biber, kekik ekleyip ekmek bandırabileceğiniz bir zeytinyağı...
Bu arada başarılı kadın girişimcileri her zaman alkışlamak gerekiyor... Hemen aşağıda Nermin Hanım' dan kendi ve markası hakkında bilgiler edinebilirsiniz...
İTÜ Metalurji Mühendisliği mezunuyum. 4 yıl çelik sektöründe çalıştıktan sonra evlendim.
Telekom sektörüne geçtim. Avea ve TTNET’te yöneticilik yaptım. Bu arada 2 kızım oldu. Çalışma hayatım boyunca gerçekte nasıl bir iş ve aile hayatım olursa daha mutlu olacağımı, ne istediğimi hep kendime sordum. Hayatta benim için en önemli olan değerlerin başında sağlığın geldiğinin farkına vardım. Doktorlar gibi doğrudan sağlığa etki alanım olmasa da dolaylı olarak kendime ve çevremdekilere bu alanda nasıl katkı sağlayabileceğimi düşünüp bir çıkış yolu aradım.
Edremit bölgesinde, oksijeni bol olan Kaz Dağları eteklerinde yer alan kendi bahçelerimizdeki zeytin ağaçlarından zeytinyağı üreterek bu amacıma ulaşabileceğimi düşündüm. Ölümsüz ağaç olarak bilinen zeytin ağacının sağlığa katkısını, kutsallığını öğrendikçe daha da sevindim ve daha fazla araştırma yapmaya başladım. Araştırdıkça zeytine ve zeytinyağına olan merakım ve tutkum daha da arttı.
Zaman kaybetmeden çiftçi kayıt sistemine üye oldum. Eğitimlere katıldım.
2012 yılında Altınoluk - Avcılarköyünde52 dönüm 800 ağaçlı bahçemizden OVILO markasıyla zeytinyağı üretimine basladık. Bugün toplam 500 dönüm üzerinde 8000 adet asırlık zeytin ağaçlarımızla üretim yapıyoruz.
Zeytinyağlarımız, üretime başladığımız yıldan itibaren Turkiye de yapılan 2013, 2014 ve 2016 Yılları Zeytin Dostu Ulusal Zeytinyağı yarışmalarında ‘’ALTIN MADALYA’’ ile ödüllendirildi.
Dünyanın önde gelen uluslararası kalite kuruluşlarından Belçika merkezli International Taste & Quality Institute (iTQi) tarafından yapılan 2014 yılı değerlendirmelerinde, ‘’ÜSTÜN LEZZET ÖDÜLÜ’’ ; Ayrıca, uluslararası kalite sınıflandırma enstitüsü Monde Selection 2014 yılı değerlendirmelerinde ise ‘’OVILO Naturel Sızma Zeytinyağlarımız’’ ‘’GÜMÜŞ MADALYA ‘’ ile ödüllendirdi. Ödüller motivasyonumu artırdı.
ÜRÜNLER:
Zeytinyağı Çeşitlerimiz
Erken Hasat Natürel Sızma Zeytinyağı
Ekim ayı başlarında zeytinler henüz yeşil iken erken hasat döneminde özenle toplanıp bekletmeden Soğuk Sıkım yöntemiyle sıkılarak zeytinyağlarımız üretilir. Bu üretim şekliyle sağlık için yararlı olan vitaminler, fenolik bileşenler en üst seviyede tutulur.
Olgun Hasat Natürel Sızma Zeytinyağı
Kasım-Aralık aylarında zeytinler olgunlaşmaya başlayınca ozenle yere değmeden toplanıp bekletmeden Soğuk Sıkım yöntemiyle sıkılarak zeytinyağlarımız üretilir.
Bu üretim şekliyle sağlık için yararlı olan vitaminler, fenolik bileşenler en üst seviyede tutulur.
Zeytin Çeşitlerimiz
Edremit Siyah Çevirme Zeytin
Bahçelerimizden Kasım-Aralık aylarında toplanan Edremit yağlık cinsi zeytinlerimizin doğal fermente edilmesiyle elde edilir. El emeği ile yaklaşık 6 ay süre sonunda siyah zeytinimiz en doğal haliyle yemeye hazır hale gelir. Zeytinlerimiz hiçbir KATKI maddesi içermez ve KİMYASAL işlemden geçmez.
Edremit Yeşil Kırma Zeytin
Bahçelerimizden Ekim-Kasım aylarında Edremit yağlık cinsi zeytinlerimizin yeşil iken toplanıp kırılır, doğal fermente olarak işlenip sofralık zeytin haline getirilir . Kırma zeytin kırılarak yapıldığından daha erken sürede yaklasık 3-4 ay içerisinde yeme olgunluğuna erişir.
Edremit Yeşil Çizik Zeytin
Bahçelerimizden Ekim-Kasım aylarında Edremit yağlık cinsi zeytinlerimizin yeşil iken toplanıp çizilir, doğal fermente olarak işlenip sofralık zeytin haline getirilir. Yaklaşık 6 ay içerisinde yeme olgunluğuna erişir.
Zeytinyağlı Sabun Çeşitlerimiz
Zeytinyağlı Katı Sabunlarımız (lavanta, kekik, hamam, ovilo star, keçi sütlü)
Zeytinyağlı Sıvı Sabunumuz
Zeytin Ağacından Objeler
Daha verimli ve kaliteli ürün alabilmek icin zeytin ağaçlarımızı 2 yıl aralıklarla budama yapıyoruz. Zeytin ağacından objeleri budamadan cıkan kalın dalları kullanarak yapıyoruz, sadece koruma amaçlı dogal zeytinyağı kullanarak parlaklık veriyoruz. Gıda ile temasa uygundur.
KALİTEMİZ
Zeytinlerimizi kimyasal kullanılmadan doğal fermente ederek üretmekteyiz.
Zeytinyağı sadece yağ değil, zeytin meyvesinde bolca bulunan fenolik bileşikler sayesinde insan vücudunun ihtiyacı olan antioksidanların zengin bir kaynağıdır. Yağın tüm özelliklerini koruyabilmek için gerek üretim, gerekse saklamada oksidasyonu engelleyerek, lezzetinin yanında E vitamini ve bio fenollerin en yüksek düzeyde olmasına dikkat ediyorum. Halk arasında yağlık diye geçen en küçük zeytinleri değil irili ufaklı karışık büyüklükte zeytinlerimi sıkıp yağa dönüştürüyorum. Yağımın daha lezzetli, kaliteli olmasını sağlıyor.
27 C altında en az su ilavesi ile 2 fazlı sistemlerde Soğuk Sıkım (Cold Press) yöntemiyle zeytinyağlarımız üretilir. Bu üretim şekliyle sağlık için yararlı olan vitaminler, fenolik bileşenler en üst seviyede tutulur.
Zeytinyağının kalitesi, faydası birçok faktöre bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Zeytin ağacının cinsi, bölgesi, bahçenin coğrafi konumu, mevsim şartları, yağmur, rüzgar, budamanın ve hasadın nasıl yapıldığı, zeytinlerin bekletilmeden sıkılması, sıkılan yağın saklanma koşullarının (Yaglarımızı Konik Krom tanklarda 18 C civarı sıcaklıkta muhafaza etmekteyiz.) nasıl olduğu zeytinyağını zeytinyağından ayırıyor. Bu bilince sahip olarak üretim yapıyoruz.
Sızma zeytinyağına zarar veren unsurlar sırası ile; Işık (gün ışığı), Hava(oksijen), Sıcaklık ve Nem‘dir. Örneğin, yazın tatil yöreleri yol kenarlarında satılan zeytinyağları yüksek sıcaklık ve güneş ışığına maruz kaldığı için sızma özelliğini kaybetmektedir. Güneş ışığı gören sızma zeytinyağları çok çabuk oksidasyona uğrayarak bozulur ve kötü kokar.
Sızma zeytinyağını tatdığınızda taze meyve kokuları çağrıştırmalı, tadı ve kokusu sizi mutlu ediyorsa, dilinizin etrafında meyve çekirdeği acılığı, boğazınızda karabiber acılığında bir yanma hissediyorsanız kaliteli bir sızma zeytinyağına ulaşmış bulunmaktasınız.
Nermin Hanım Zeytinliğinde ‘Ovilo’ sızma zeytinyağlarımızı bu kalite kriterlerini göz önünde bulundurarak üretiyoruz.
Öncelikli hedefim ürünlerimizi mümkün olduğu kadar Türk tüketicisine ulaştırmak, sağlıklı nesiller yetişmesine elimden geldiği kadar destek olabilmek.
Ekim-Aralık ayları hasat dönemlerinde günlük ortalama 50-60 mevsimlik işçi istihdam etmekteyiz. Kadromuzda sürekli çalışan ise 4 kişi bulunmakta.
Ürünlerimiz ilk 3 yıl boyunca gurme şarküteriler aracılığıyla müşterilerimize ulaştı. Daha sonra Türkiye için de daha çok noktaya ulaşmak amacıyla Metro Grosmarket’ lerde özel lezzetler bölümünde küçük ambalajlı olarak ürünlerimizi satışa sunduk.
2015 yılı ortalarında ürünlerimizi https://www.nerminhanim.com/ üzerinden müşterilerimize direkt olarak da sunmaya başladık. Özel, kaliteli ürün arayan müşterilerimiz internet üzerinden de bizlere ulaşabiliyorlar. Her gecen gün üye sayımız, müşterimiz artmakta, kalıcı bir tüketici kitlemiz oluşmakta.
Eğitimli bir kadın olarak öncelikle yaptığım işle ilgili bilgilenmem büyük avantajım oldu.
Kadın olmanın getirdiği titizlik, itina ve planlı çalışmanın sonucunda zeytinyağlarımız ulusal ve uluslararası kalite kalite ödüllerine layık görüldü. Kaliteli bir ürünün tanıtılması, pazar payı oluşturulması kolay oldu. Ovilo kaliteye önem veren , özel ürün isteyen bilinçli müşteriler için aranılan, tercih edilen bir marka oldu.
MURATBEY SIRADIŞI PEYNİRLER İLE SAĞLIKLI YAŞAM BULUŞMASI Grand Hyatt İstanbul Hotel ' de gerçekleşen Muratbey Sıradışı Peynirler ve Sağlıklı Yaşam Buluşması inanılmaz keyifli, lezzetli ve eğitici geçti...
Muratbey tüm seçkin konuklarını özel hissettirmek için en ince detayına kadar özenle hazırlanmış...
ÜRÜNLER:
Naturena Üçgen - Naturena Parmak - Naturena Tel; Fessita, Fesdo, Herban, Peyzen, Fido, Peresta, Sudo, Nado, Fesa, Pena. Naturena Küp; Pena, Fesa, Herban, Nado. Naturena Krem; Misto, Fesito, Supremo. Naturena Dilimli; Peresta, Herban, Sudo, Fesdo, Fessita. Naturena Fido. Taze Kaşar, Dilimli Taze Kaşar. Yöreseller; Burgu Peynir, Anadolu Lezzetleri, Antep Peyniri, Çerkez Peyniri, Dil Peyniri, Dilli Hellim Peyniri, Kaşkaval Peyniri, Lor Peyniri, Örgü Peyniri, Tel Peyniri, Van Otlu Peyniri. Sürülebilirler; Muratbey Beyaz, Muratbey Labne, Krem Peynir. Beyaz Peynirler; Koyun Peyniri, Sürmeli Beyaz Peynirler. Light; Light Taze Kaşar. Tereyağı; Tereyağ, Trabzon Tipi Tereyağı. Geleneksel; Muratbey Süzme Yoğurt. Açık Şarküteri; Burgu Peynir, Ezine Tipi Koyun Peyniri, Lor Peyniri, Süzme Yoğurt, Beyaz Peynir Klasik, Krem Peynir, Tel Peyniri, Urfa Peyniri, Tereyağı Dökme, Mozarella Peyniri, Köy Peyniri, Rende Mozarella Peyniri, Dil Peyniri, Kaşkaval Peyniri, Beyaz Peynir Lux, Beyaz Peynir Ekstra, Örgü Peyniri, Beyaz Peynir Ekonomik.
Muratbey Peynirleri' nin reklam videosu her zaman ki gibi sıcacık bir tanıtım...
Muratbey Peynirleri İletişim ve İş Geliştirme DirektörüSayın Gülnur Uluğ Elbistanoğlu' nun konukseverliğinde ki etkinlikte, Muratbey Peynirleri hakkında geniş bir bilgiye sahip olduk...
Muratbey, araştırma şirketi ICERTIAS'ın 100 kategoride gerçekleştirdiği kalite araştırmasında Türkiye'nin 1 numaralı taze kaşar peyniri seçildiğini biliyor muydunuz?
Peynir markası Muratbey, taze kaşar kategorisinde"QUDAL - Kalitede 1 Numara"madalyasına layık görülmüş. Muratbey, bu ödülü dünyanın önde gelen araştırma şirketlerinden ICERTIAS'ın 100 kategoride gerçekleştirdiği “kalite" araştırması sonucunda kazanmış. QUDAL Madalyası dünyanın en saygın ve prestijli ödülleri arasında kabul ediliyor.
Muratbey, ‘Naturena’ ile İSO İnovasyon Ödülleri’nde finalist ödülünü alan tek gıda firması olmanın ötesinde “İş Sonuçları Dalında” verilen ödülü de almış…
Inovatif Peynir Üreticisi Muratbey Inovasyon Ödülü İle Başarilarini Taçlandırdı.
İSO 10. Sanayi Kongresi ve İnovasyon Sergisi Programı kapsamında İstanbul Kongre Merkezi'nde 14 Aralık 2011 Çarşamba akşamı gerçekleştirilen ödül töreninde, Naturena projesi ile “çoğu alanda olağanüstü gelişim trendleri, rekabet içinde kıyaslama ve karşılaştırma sonuçları mükemmel” bulunan Muratbey , finale kalan dev firmaların içinde İş Sonuçları dalında ödülü hakeden firma oldu...
Muratbey, aynı zamanda Sosyal Sorumluluk Projelerine ve kadınları destekleyen projelere yer veriyor
Tebrikler Muratbey Peynirleri...
Kahvaltı sonrası Grand Hyatt Istanbul Hotel Executive Sous Şef Murat Dağlıoğlu bizlere Muratbey Peynirleri ile birbirinden leziz ve sıradışı tariflerden oluşan bir workshop gerçekleştirdi...
TOPİ PEYNİR KOKTEYL
Topi Peynir Kokteyl tarifine buradan ulaşabilirsiniz.
BAHARATLI PEYNİR TOPLARI Muratbey Sürmeli peynir Muratbey Lor Peyniri
Baharatlı Peynir Topları tarifini görmek için burayı tıklayabilirsiniz
MURATBEY BURGULU SICAK SALATA TARİFİ
Burgulu Sıcak Salata tarifine buradanulaşabilirsiniz.
3 PEYNİRLİ PEMBE KREP Muratbey Sürmeli Peynir Muratbey Lor Peynri Muratbey Burgu Pembe krep tarifini görmek için burayıtıklayabilirsiniz.
Sağlıklı Kemikler ve Osteoporoz
Prof. Dr. Ayşegül Ketenci
Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği Başkanı
İstanbul Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon AD öğretim üyesi
Osteoporoz, dünyada en yaygın görülen kas iskelet sistemi hastalıklarından birisidir. Düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun mikromimari yapısının bozulması sonucu kemik kırılganlığının ve kırık olasılığının artması olarak tanımlanmaktadır.
Dünyada 200 milyon kişide osteoporoz olduğu tahmin edilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da menopoz sonrası kadınların yaklaşık %30’unda osteoporoz vardır. Bu kadınların en az %40’ı ve erkeklerin %15-30’u geri kalan yaşamlarında bir veya daha fazla kırık geçirecektir. Her geçirilen kırık bir sonraki kırığın riskini arttırmaktadır.
Osteoporoz sadece menapoz sonrası kadınları etkilememektedir. Dünyada 50 yaş üzeri her 5 erkekten biri osteoporozdan etkilenmektedir. Osteoporoza bağlı kırıklar 65 yaş altında 5 kadına karşılık 1 erkekte, 65 yaş üstünde 2 kadına karşılık 1 erkekte görülmektedir. Yaşam boyu kırık riski erkeklerde prostat kanseri riskinden daha fazladır.
Türkiye‘de 50 yaş üzerindeki kişilerde osteoporoz yaygınlığını belirlemek ve osteoporoza bağlı kalça kırığı sıklığını tespit etmek amacıyla yapılan FRAKTÜRK çalışmasında, 26.424 kişi taranmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; 50 yaş ve üzerindeki bireylerin %50'sinde düşük kemik yoğunluğu (osteopeni), %25'inde osteoporoz saptanmıştır. 50 yaşında yaşam boyu kalça kırığı geçirme olasılığı kadınlarda %14.6 ve erkeklerde %3.5’dur.
Osteoporoz tanısı tüm dünyada DXA (dual enerji x-ray absorpsiyometri) olarak tanımlanan bir cihazla yapılan ölçümle konulmaktadır. Ancak bu cihazla yapılan ölçüm hastalarımızda kırık riskini belirlemek için yeterli olmayabilmektedir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü FRAX (Kırık riskini değerlendirme aracı) isminde bir değerlendirme yöntemi belirlemiştir. Bu yöntem Türkçe’ye de çevrilmiştir ve ülkemizde kullanılmaktadır. Bu yöntemde yaş, cinsiyet, daha önce kırık geçirmiş olmak, aile de kalça kırığı olması gibi birden fazla parametre değerlendirilmekte ve önümüzdeki 10 yıl içinde kalça kırığı ve majör osteoporotik kırık geçirme olasılığı belirlenmektedir.
Osteoporozda kırık temel olarak önlemeye çalıştığımız sonuçtur ve risk faktörleri çok önemlidir. Kadın olmak, düşük kemik mineral yoğunluğu, 40 yaşından sonra basit bir travma ile kırık geçirmiş olması, ailede osteoporoz öyküsünün olması, erken menopoz, ileri yaş, adet dönemlerindeki düzensizlik, erkeklerde düşük testosteron seviyesi, süt ürünlerinin ya da diğer kalsiyum ve D vitamini kaynaklarının az alınması, egzersiz yapmamak, uzun süreli kortizon kullanımı, tiroid hormonunda aşırı fazlalık, sigara içmek, aşırı miktarda alkol almak, aşırı miktarda tuz tüketmek, proteinden zengin beslenmek, aşırı miktarda kafeinli ve aistli yiyecek ve içecekleri tüketmek osteoporoz açısından bilinen temel risk faktörleridir.
Kemik sağlığında genetik %80 oranında rol oynamaktadır. Geriye kalan %20’yi ise, beslenme, fiziksel aktivite, hormonal durum ve yaşam biçimi etkiler. Ülkemizde Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yapılan çalışmalarda kadınlarımızın sadece %1,9’unun fiziksel egzersiz yaptığı bildirilmiştir.
Kemiklerimizin gelişmesi ve korunmasında beslenmenin çok önemli rolü vardır. Uygun bir beslenme, fiziksel ektivite ve egzersiz programı ile osteoporoz riski büyük ölçüde azaltılabilir.
Özellikle kalsiyum ve D vitamininden zengin beslenmek önemlidir. Avrupa Kılavuzu 2016 yılında yaşa göre 1000-1200 mg/gün kalsiyum, 800-1000 IU/gün D vitamini alımını önermektedir.
Kemik sağlığı için D vitamini de çok önemlidir. Güneş ışınlarının etkisi ile ciltte D vitamini oluşturulur. UV ışınlarının dozuna ve açısına bağlı olarak oluşan D vitamini miktarı değişir. Yapılan çalışmalarda güneş ışınlarından yararlanmada bölgesel farklılıklar görülmektedir. Güneşten korunma amacıyla kullanılan kremler, kapalı giyim tarzı, cam arkasından güneşlenme ve ciltte D vitamini sentezinin azalması daha az D vitamini üretimine neden olur. D vitamini ayrıca gıdalarla alınabilir. Balık yağı, süt ürünleri, yumurta sarısı ve karaciğer D vitamininden zengin ürünlerdir. Ancak kolesterolü yüksek ve yaşlı kişilerin bu gıdaları yeterince almaları zordur. Yaşlılarda barsak mukozasında D vitaminine direnç vardır. Bütün bu sorunlar tüm dünyada yaygın olarak D vitamininin eksik olmasına neden olmuştur.
Ayrıca kemiğin ana yapısının yenilenmesi için protein alımı gereklidir. Kadınlarda 46 gr/gün, erkeklerde ise 56 gr/gün protein alımı önerilmektedir. Ancak fazla protein alımı vücutta asidoza neden olmakta, bu asidoz kalsiyum ile dengelenmekte ve bu nedenle kemik sağlığı olumsuz etkilenmektedir.
Kafein ve sodyum ise vücuttan kalsiyum kaybını arttırırlar. Bu nedenle yoğun miktarda kahve içimi, aşırı tuzlu yenilmesi önerilmemektedir.
Temel kalsiyum kaynaklarımız arasında yer alan süt; sadece kalsiyum içermemektedir, ayrıca içerdiği protein, fosfor, magnezyum, potasyum, çinko gibi elementlerle de kemik sağlığı üzerinde birden fazla yolla etki etmektedir. Süt sadece süt olarak tüketilmemekte, yoğurt, kéfir, peynir gibi süt ürünleri olarak da kullanılmaktadır. Fazla süt alımının zararlı olabileceği ile ilgili bilgilerimiz geliştikçe süt ürünlerinden yararlanma ihtiyacı artmaktadır. Ayrıca süt ürünleri laktoz intoleransı olan kişiler tarafından da daha iyi tolere edilebilmektedir.Kemik sağlığı için olmazsa olmazlarımız arasında fiziksel aktivite/egzersiz de yer almaktadır. Osteoporozu önlemek ve tedavisine katkıda bulunmak için vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler önerilmektedir. Yürüyüş, hafif tempo koşu, ağırlıklı egzersizler, dans etmek, zıplamak ve ip atlamak bu egzersizlerin başlıcalarıdır. Duruşu düzeltmek için germe egzersizleri, düşme riskini azaltmak için denge egzersizleri ayrıca önerilen egzersizler arasındadır.
Hiç unutulmamalıdır ki, hastalıkların en iyi tedavisi kişileri hastalıktan korumaktadır. Bu nedenle gebelik döneminden itibaren düzenli beslenme, fiziksel aktivite, gazlı içecekler, aşırı kahve, sigara ve alkolden uzak durmak ileri ki yaşlarda osteoporoz olma riskimizi azaltacak ve bizi koruyacaktır.